21 November, 2008

BaNa BiR iSiM VeR


Öyle bir çığlıkla attı ki kendini Âdem uykusundan,
gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilmedi.
Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti.
Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.

O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Âdem onunla göz göze geldi. Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça.
Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi.
İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi.
Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini bir de ondan duymak istedi.

Ben kadınım, dedi Havva, ama bu benim sıfatım.
Adımı henüz bilmiyorum.

Sonra döndü Âdem'e,
aklına bir şey gelmişti.
Sesi, bengisular gibiydi.
Bana, dedi, bir isim ver,
varlığım olsun.

Durdu, aklından yeni bir şey geçti.
Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun.
Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.
Seni anan beni de ansın. Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.
Bir "ile" koy aramıza bizi birbirimize bağlasın.



Nazan Bekiroğlu / LÂ



bilmiyorum bu satirlarin ardindan soylenecek baska bir soz varmi? varsada bana dusmez heralde.Biri bana bir isim verdi.
Bana "insan" dedi ve suphesiz varligim O´nundur.

"Zaman 2008"

02 May, 2008

GÜLÜMSE

Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim hadi gülümse
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir akdeniz olur gülümse...
Tut ki karnım acıktı anneme kustum
Tüm şehir bana kustu...
Bir kedim bile yok anlıyor musun
Hadi gülümse...
Sazlarım vardı ırmaklarım vardı
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın anlıyor musun
Başkasın...


gozlerim gulumsemeyi unuttup, perdelerini indirdiginde suzulen iki damla yas kim icin degerlise O`na......

14 December, 2007

acik kapilardan gecmek kolay.......

ne yazsam diye dusunuyorum...sorun sadece yazmak yani ne yazdigim onemli degil..nede olsa benim blogum istedigimi istedigim yere koyarim.
o piti piti karamela sepeti diyesim geliyor yada o gunlere donesim....ardindan 3 kere AAA 3 kere BBB....daha sonra yillar ilerlemeye devam ediyor ve ben birim bos ikim limon sikmaca ücüm sapsak diyorum.ardindan kocaman bi kiz oluyorum.yukler yavas yavas konuluyor omzuma, agirlassamda hissetmemeye calisiyor, kimseyede hissettirmiyorum.oyun oynamaktan evin yolunu bulamaz haldeyken birden kendimi memleket meselelerinin konusuldugu ortamda buluyorum.haberler yazip haberler aliyorum ve sonunda yolunu kaybetmis yolcu gibi bilmedigim ama reenkarnasyon gecirmis gibi daha once bildigim bir yerde buluyorum kendimi. tanidigim yuzler,sicak iliskiler... ama yinede yanlizlik basucumu birakmiyor.farkli dilde farkli kulturde yogrulup yepyeni bir insan mi olucam yoksa babaocaginda kollarini her daim benim icin acik tutan insanlarin yanina basim onumde yenik bir sekildemi donucem.

dualarindan eksik etmeyenlerime............

22 November, 2007

özlediğim fokurtu.......

muhabbetine doyum olmayanlarla muhabbet sabahlara kadar devam eder...ama vakit genelde kısıtlı olur böyle zamanlarda, ve bugun öyle bi gündü benim için. cam içinde fokurdayan suya yaraşır biçimde, onun büyüsünü bozmadan kurduğumuz cümlelerle özetlemeye çalıştık ayrı geçirdiğimiz vakitleri birbirimize...zamanı boşa geçirme konusunda ikimizde gördükki bizden daha iyisi bulunamazmış. dumanaltı olmuş muhabbetimizi arada kesen telefonlarda olsa herşey güzeldi.( aranmakda güzel bişi ayrıca, ya telefon hiç çalmasa ) hele muhabbeti kırk yıl hatrı sayılır bir türk kahvesiyle şenlendirmek ayrı güzellikteydi.
herkese tavsiye edebileceğim nadir yerlerden birisidir çorlulu ali paşa...bol köpüklü türk kahvesi ve muhabbeti en koyu kıvama sokan fokurtu......

20 November, 2007

vakit tamam

İşte gidiyorum
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum................

söyleyecek söz kalmadı sanırım.kelimeler tükendiğinde, umut her yeni güne başlarken biraz daha azaldığında,gösterir güneş yüzünü. işte öyle bir vakitte, ayaz tutmuş havaya inat gösterdi yüzünü bir kez daha.

10 November, 2007

_Vermek istemeseydi istemeyi öğretmezdi_

"Sesime cevap veren sensin, yakarışıma ses veren sensin, çağrıma karşılık veren sensin, dileklerimi önemseyen sensin, dualarımı işiten sensin…
Yokluğum en güzel duamdır; varlığımı sana dua eyle. Suskunluğum en keskin sözümdür; sözümü sana dair eyle. Kırık kalbim en iyi yanım; kalbimi sana yar eyle…”

*************
"İşte! Karşılık bulacaksın… Çal kapıyı, usanma! Açılmak içindir kapılar. Yer olmasaydı orada sana, önüne duvarlar çıkardı. Vermek istemeseydi istemeyi öğretmezdi. Mademki ihtiyacın var, çalacaksın öyleyse, en büyüğünü çal kapıların… Aç ellerini gönünle birlikte, dinleyen rabbindir seni….”
*************

"Sen ki gözlerime görmeyi bahşettin, cemalini görmeyi de yaz bana. Sen ki kalbime sevmeyi lütfettin, sevdiklerinden olmayı da yaz bana. Sen ki yokluğuma var olmayı yakıştırdın, ebedi vuslatını ver bana…”
*************

"Rabbim! Sevgini, seni sevenin sevgisini ve seni sevmeye beni yaklaştıracak olanın sevgisini nasip et bana….”
**************

"Sen ki merhametinle varlığa erdirdin beni, cömertliğin hiçliğe düşmeme izin vermez. Ebedi cennetine buyur et beni… Sen ki gül yapraklarını kokularla bezer, bülbül kokularıyla süsler, şebnemlerle taçlandırırsın, Keremin kalbimin sevdasız kalmasına izin vermez. Ayrılıksız aşklara kavuştur beni…”

03 November, 2007

Dostum'a..... (ayrıca yeni enişteme saygılar.....)

herzaman yanımda olan,her ihtiyacımda sormadan elini uzatan ve benim "ben" duygularım kabardığında bile beni dinleyen tek kişiye......
bazı şeyler için senden karşılık beklediğim için senden özür diliyorum ve kendimden çok utanıyorum :(
ayrıca senin kabul ettiğin kişiye saygı duyar,başımın üstünde yer açarım (pislemediği takdirde bi sorun olmaz)


Vazgeçilmezlerimdensin unutma sakın ...................